Bizim ailede, hatırladığım kadarıyla yurt dışına ilk kez dedem çıkmıştı,ikinci eşi ile birlikte gittikleri Almanya ve Avusturya gezisinden döndüğünde, kendisine hoşgeldin ziyaretine gittik. Merakla anlatacaklarını bekliyordum.Dedemin ve daha sonra yurt dışına çıkan bir çok tanıdığımızın, babamın izlenimlerini dinlemek için sorular sorup, yanlarına gittiğimde, hepsinin söylediği ilk şey, "yerler, bal dök yala" idi. Dedemin Avrupa gezisi fotoğraflarından hatırladığım, üstü cam kaplı gezinti teknesi ve o tekneyle galiba Ren nehrinde yaptıkları gezinin fotoğrafları idi. Bize, Almanya'dan gelirken, uçakta dağıtılan- henüz bizde olmayan -plastik çatal kaşık,bardak vb.şeyler getirmişti.Bir de o tarihlerde , siz de hatırlıyor musunuz bilemiyorum, uçaklarda lacivert çantalar verilirdi. Dedem bana,,Almanya'da taksilerin dahi, Mercedes marka olduğunu bizden onyıllarca ileride olduklarını anlatıyordu. Teyzemin kızlarından birisi, Almanya'ya çalışmaya gitmişti eşi ile. Yazları tatil için, asıl memleketleri olan Ankara'ya gelirler, arada denize girmek için İzmir'e uğradıklarında, bizi de ziyaret ederlerdi. Onlardan hatırladığım ise, akranlarım olan çocuklarının, o tarihlerde Türkiye'de henüz çıkmamış olan mayonezi çok sevdikleri, Güzin abla'nın sık sık fazla yememeleri için uyardığı idi. Bir de anneme o tarihlerde bizde gene henüz çıkmamış olan plastik taraklar getirirdi. Fotoğraflarda, kırmızı boyalı tek katlı evlerini gördüğümü hatırlıyorum. Onlar da, Almanya'nın, ne kadar temiz olduğunu,sık sık "yerler bal dök yala" deyimi ile tarif ederlerdi. Bir kere, halamın eşinin Amerika'dan gelen kardeşi ile babamın konuşmalarına şahit olmuştum. Babam, ırk ayrımcılığının hala sürüp sürmediğini sormuş; o da, artık otobüslerde ve bir çok yerde zencilerin karışık oturduklarını, hemen hemen her yere girebildiklerini, ama çok pis koktuklarını anlatmıştı. Onun bu sözlerine hayret ettiğimi hatırlıyorum.
Yani, başka yerler gören tanıdıklarım bana bir türlü , merakımı çok çeken yabancı ülkeler, başka şehirler için, düş gücümü harekete geçirip, bol bol hayal kurabileceğim yeterli malzeme vermiyorlardı.
Halamın yazları İzmir'e gelirken bana hediye olarak getirdiği, Milliyet Çocuk dizisinin romanlarında, şimdi adını unuttuğum bir roman vardı. Bu romanda, İngiltere'de yaşayan bir çocuk, mürebbiyesi ile birlikte yaşarken, mürebbiyenin uslu durup, derslerine çalışırsa ona aya çıkan bir merdiven bildiğini ve birlikte o merdiveni kullanarak aya çıkabileceklerini söylediğini hatırlıyorum. Çocuk ve mürebbiye'nin aya birlikte çıktıklarını , oradan bütün dünyayı gözlediklerini, big ben kulesini ve şimdi hatırlamadığım pek çok meşhur yeri oradan gördüklerini hatırlıyorum. O gece,ben de, uygun bir hava akımı bulduğum zaman yükselebileceğim, bazı bulutların beni taşıyabileceği, önemli olanın gitmek istediğim yöne doğru hareket eden bulutu yakalayıp, kendimi onun üzerine bırakmak olduğu, eğer o bulut yüksekten geçiyorsa da gene kendimi o yöndeki hava akımına bırakarak o buluta doğru gidebileceğimi gördüğüm bir rüya gördüm. Ertesi gece, annemin ay sonlarında ki zor günler için biriktirdiği bozuk para kutusundan bir miktar para ile yatağa girdiğimi ve Almanya'daki o gezinti teknesine binip, Mercedes marka taksi ile gezdiğimi hatırlıyorum.
Daha sonra, bu yaşıma kadar bir çok kitap okudum. Bu kitapların çoğunda İstanbul bir çok mekanı ile geçiyordu. Ben de, kitapların dünyasına daha iyi girebilmek için, kurum içi eğitim, sınav, tatil gibi bir çok nedenlerle ara ara geldiğim İstanbul'u zaman buldukça ve olabildiğince geziyordum. Ama, bir türlü kitaplarda ki havaya giremiyordum.
Kitaplarda ki, havayı solumam için, İstanbul'a yerleşmem gerekmiş.
İşte, size, bahsettiğim havayı nasıl edindiğimin deneyimlerini anlatacağım. Anlatacaklarımdan, bence özellikle İstanbul'a kısa süreli gelmiş, ancak, sürekli İstiklal Caddesi ve Tophane gibi yerlerde dolaşmaktan sıkılmış diğer şehirlerden gelen insanların faydalanacağını düşünüyorum. Onlara, aya tırmanan merdivenle güzel bir konuma yerleşip, ben şehri gezerken, keyifle seyretmelerini (keyif verebilirsem eğer) tavsiye ederim.
Haydi kolay gelsin!..
Piyerloti,
YanıtlaSilHoşgeldiniz, yazılarınızı merakla bekliyorum. İstanbul üzerine biri daha yazması çok hoş.
Tekrar hayırlı olsun, sevgiler
Bengi
www.bengiozkan.blogspot.com
www.miameko.blogspot.com